Özbekistan'a gidip de Hive'yi görmeden dönenler olduğunu duydukça hep içim burkulur. Çünkü Hive, biraz yol zahmeti gerektirse de, surların içine ilk adımınızı attığınız anda "iyi ki gelmişim" dedirten o nadir şehirlerden biri. Türkçede genelde Hive diyoruz, uluslararası kaynaklarda ise Khiva olarak geçiyor; ikisi de aynı büyülü yer.
Bu yazıda size Hive'yi bir gezi listesi gibi değil, sanki karşımda oturuyormuşsunuz ve "Gitmeye değer mi, kaç gün ayırayım, neyi kaçırmayayım?" diye soruyormuşsunuz gibi anlatacağım. İçan Kale'nin dar sokaklarında yürüyormuş gibi, sizi elinizden tutup gezdireceğim. Özbekistan'ı bir bütün olarak tanımak isterseniz önce Türkler için Özbekistan rehberi ile genel çerçeveyi kavrayabilir, sonra bu Hive yazısıyla en özel durağa odaklanabilirsiniz.
Hive'yi diğer Özbek şehirlerinden ayıran şey, onun kompaktlığı ve masalsı atmosferidir. Taşkent kadar modern, Semerkand kadar anıtsal, Buhara kadar yayılmış bir şehir hissi vermez Hive. Onun yerine, kalın surların içine sıkışmış, adeta zamanda donmuş bir İpek Yolu masalı gibidir.
Ülkenin batısında, Harezm bölgesinde yer alan Hive, yüzyıllar boyunca kervanların dinlendiği, alışverişin döndüğü, hanların hüküm sürdüğü tarihi bir merkez olmuş. Şehrin kalbi, surlarla çevrili iç şehir olan İçan Kale (Itchan Kala). Burası UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alıyor ve taş döşeli sokakları, minareleri, camileri ve medreseleriyle tarihi görünümünü büyük ölçüde korumuş. Hive'ye adım attığınızda kendinizi modern bir şehirde değil, eski bir masalın içinde bulursunuz; surlar, minareler, medreseler ve dar sokaklar şehri kocaman bir açık hava müzesine dönüştürür.
Bu soruyu bana çok sorarlar: "Rota zaten dolu, Hive'ye ayrıca gitmeye değer mi?" Cevabım her seferinde aynı: kesinlikle değer. Çünkü Hive, Özbekistan'ın en iyi korunmuş tarihi şehirlerinden biri ve İçan Kale'nin surlar içindeki atmosferi başka hiçbir yerde bulamayacağınız türden.
Gezilecek yerlerin neredeyse tamamı yürüme mesafesinde; bir sokaktan diğerine geçerken yeni bir minareyle, yeni bir medreseyle karşılaşırsınız. Gün doğumunda ve gün batımında surlar altın rengine bürünür, fotoğraf tutkunları için adeta cennettir. En güzeli de şu: Semerkand görkemli, Buhara mistik, Hive ise adeta zamanda donmuş bir şehir gibidir. Bu üçlüyü birlikte gördüğünüzde Özbekistan'ın hikâyesi tamamlanır. Klasik rotayı tek organizasyonla görmek isterseniz Taşkent, Buhara ve Semerkand'ı kapsayan Özbekistan turu iyi bir başlangıç noktasıdır; Hive'li genişletilmiş programlar için ekibimize danışabilirsiniz.
En çok merak edilen konu bu, o yüzden net konuşalım. Hızlı gezenler için 1 tam gün İçan Kale'nin ana duraklarını görmeye yeter. Şehir küçük ve her şey birbirine yakın olduğu için yorulmadan dolaşabilirsiniz.
Ama benim samimi tavsiyem, mümkünse 1 gece 2 gün ayırın. Çünkü Hive'nin asıl büyüsü, gündüz kalabalığı dağıldıktan sonra, akşam ışıkları yandığında ve sabah gün doğarken ortaya çıkar. İçan Kale küçük görünür ama acele gezilirse şehrin ruhu kaçar. Bir gece kalıp gün batımında surların arasında yürümek, bu geziyi unutulmaz kılan detaydır. Ülkenin tamamına kaç gün ayırmanız gerektiğini planlarken Özbekistan turu kaç gün olmalı yazısı size yol gösterir.
Şimdi işin en keyifli kısmına geldik. Aşağıdaki yerlerin neredeyse hepsi İçan Kale'nin içinde, yani birbirine yürüme mesafesinde. Onları gezi sıranıza uygun biçimde, giriş kapısından başlayıp içeri doğru ilerleyecek şekilde anlattım.
Hive denince akla gelen ilk şey İçan Kale'dir ve haklı olarak. Surlarla çevrili bu iç şehir, gezeceğiniz yerlerin büyük kısmını içinde barındırır. Kalın surların arasındaki kapılardan birinden içeri girdiğinizde, sanki bir zaman kapısından geçmiş gibi olursunuz.
Buranın en güzel yanı, tamamen yürüyerek gezilebilmesi. Ne trafik, ne uzun mesafeler; sadece taş döşeli sokaklar, minareler ve tarih. İçan Kale sabahın erken saatlerinde ve akşamüstü çok daha güzel görünür; öğle kalabalığı dağılınca şehir adeta size kalır. Fotoğraf çekmek için de en etkileyici alan burasıdır. İçeride kaybolmaktan korkmayın; zaten kaybolmak Hive'de en keyifli şeydir.
Hive'nin sembolü, hiç şüphesiz Kalta Minor'dur. Turkuaz ve mavi çinilerle bezeli bu kalın minare, aslında hiç tamamlanmamış; planlandığından çok daha kısa kalmış. Ama işin ilginç yanı, tam da bu yarım kalmışlık onu Hive'nin en ikonik, en fotojenik yapısı haline getirmiş.
Işığa göre renk değiştiren çinileri, özellikle sabah güneşinde ve gün batımında büyüleyici görünür. İçan Kale'ye girer girmez sizi karşılar ve elinizin fotoğraf makinesine gitmesine engel olamazsınız. Hive'de çekeceğiniz en güzel karelerin çoğu bu minarenin çevresinde olacak.
Kuhna Ark, Hive hanlarının yönetim merkezi olarak kullanılmış tarihi bir saray. Avluları, taht salonları ve çini süslemeleriyle geçmişin ihtişamını bugüne taşıyor. Burada hanların nasıl yaşadığını, devletin nasıl yönetildiğini adım adım hayal edebilirsiniz.
Sarayın en güzel yanlarından biri, seyir terasından İçan Kale'nin panoramik manzarasını görebilmeniz. Minarelerin, kubbelerin ve surların üstünden bakmak, şehrin bütününü kavramanızı sağlar. Tarih sevenler için mutlaka görülmesi gereken bir durak.
Hive'nin en özel yapılarından biri Cuma Camii'dir (Juma Mosque). Klasik cami mimarisinden tamamen farklı bir atmosferi vardır: içeride, her biri elle oyulmuş yüzlerce ahşap sütun sizi karşılar. Loş ışık, sütunların arasından süzülünce ortaya adeta gizemli bir orman havası çıkar.
Bu ahşap sütunların bazıları yüzyıllar öncesine dayanıyor ve her biri farklı motiflerle bezeli. Cami, hem manevi atmosferi hem de eşsiz mimarisiyle mimari ve fotoğraf meraklıları için Hive'nin gizli hazinelerinden biri. İçeride birkaç dakika sessizce oturmak, şehrin ruhunu hissetmenin en güzel yollarından.
Hive silüetine baktığınızda göğe uzanan o zarif minare İslam Hoca Minaresi'dir; şehrin en yüksek yapısı. Yanındaki medreseyle birlikte gezilebilen bu kompleks, Hive'nin en etkileyici duraklarından biri.
Enerjiniz varsa minarenin dar ve dik merdivenlerinden yukarı tırmanabilirsiniz; yukarıdan tüm İçan Kale ayaklarınızın altına serilir. Özellikle gün batımına yakın saatlerde çıkarsanız, şehrin altın renğine büründüğü o eşsiz manzarayı yakalarsınız. Biraz nefes nefese kalırsınız ama manzara her adıma değer.
Taş Havli Sarayı (Tosh Hovli), Hive'de saray mimarisinin en zengin örneklerinden biri. Avlularında dolaşırken duvarları kaplayan mavi-beyaz çinilerin, oymalı ahşap sütunların ve ince işçiliğin karşısında büyülenirsiniz. Her köşesi ayrı bir detay, ayrı bir fotoğraf karesi.
Sarayın harem bölümü, tavan süslemeleri ve çini panolarıyla özellikle dikkat çeker. İçan Kale rotasında mutlaka ayırmanız gereken duraklardan biri; burada geçireceğiniz zaman, Hive'nin sanatsal inceliğini anlamanızı sağlar.
Hive'nin manevi kalbi diyebileceğimiz Pehlivan Mahmud Türbesi, hem tarihi hem de dini açıdan çok değerli. Şair, filozof ve güreşçi olarak bilinen Pehlivan Mahmud, Hive halkı için özel bir isim ve türbesi şehrin en huzurlu köşelerinden biri.
İçerideki çini süslemeler, turkuaz kubbeler ve sakin atmosfer, buraya adım attığınızda sizi yavaşlatır. İçan Kale içinde kolayca ulaşabileceğiniz bu türbe, kalabalığın az olduğu vakitlerde ziyaret edildiğinde çok daha güzel hissedilir.
Hive'yi Hive yapan belki de en çok o kalın kerpiç surlardır. İçan Kale'yi çepeçevre saran bu surlar, şehre masalsı ve korunaklı bir hava katar. Ata Darvaza ve Palvan Darvaza gibi anıtsal kapılardan içeri girmek, sıradan bir şehre değil, bir zaman kapsülüne girmek gibidir.
Özellikle gün batımında surların dışına çıkıp geriye baktığınızda, altın ışıkta parlayan duvarlar ve minareler unutulmaz bir manzara sunar. Surların üstünde yürüyebileceğiniz bölümler de var; oradan şehri kuşbakışı izlemek Hive gezisinin en keyifli anlarından biri olacak.
İçan Kale'nin sokaklarında dolaşırken küçük atölyelere ve tezgahlara rastlarsınız. Hive, geleneksel el sanatlarının hâlâ yaşatıldığı bir şehir: ahşap oymacılığı, ipek dokuma, minyatür resim ve rengarenk seramikler burada usta ellerde şekilleniyor. Bir ustanın ahşabı oyuşunu izlemek, hediyelik almaktan bile keyifli olabilir.
Hive sadece görülecek değil, aynı zamanda yaşanacak bir şehir. İşte burada mutlaka yapmanızı önereceğim şeyler:
Harezm bölgesinin mutfağı, Özbekistan'ın genel lezzetlerine kendine has bir zenginlik katar. Elbette burada da Özbek pilavı (plov), samsa, mantı, lagman ve közde pişen şaşlık bulacaksınız. Ama Hive'ye özel bir lezzet var ki mutlaka denemelisiniz: şivit oshi.
Dereotuyla yeşile boyanan bu el yapımı erişte, üzerine dökülen etli-sebzeli sosuyla Harezm bölgesiyle özdeşleşmiş bir tabak. Görüntüsü kadar lezzeti de şaşırtıcı. Yanında sıcak non ekmeği, bol yeşil çay ve tatlı niyetine kurutulmuş meyveler ile sofranız tamamlanır. İçan Kale içindeki teras restoranlarda, minarelere bakarak yemek yemek ise deneyimi bambaşka bir yere taşır.
Hive'de konaklama konusunda vereceğim en net tavsiye şu: mümkünse İçan Kale'nin içinde ya da hemen dibinde kalın. Surların arasındaki butik oteller, taş duvarları ve avlularıyla size gerçek bir tarih deneyimi yaşatır. Sabah kalkıp kapıdan çıktığınızda kendinizi doğrudan masalın içinde bulmak paha biçilmezdir.
Bütçenizi daha ekonomik tutmak isterseniz İçan Kale dışındaki oteller de güzel bir seçenek; şehir küçük olduğu için yürüme mesafesinde kalırsınız. Ama ilk kez gidiyorsanız ve Hive'nin ruhunu tam anlamıyla hissetmek istiyorsanız, tarihi merkeze yakın konaklamanın avantajı tartışılmaz. Çünkü Hive'nin en güzel hali, turistlerin dağıldığı sabah erken ve akşam saatlerinde ortaya çıkar. Ülkeye gitmeden önce pratik bilgileri toparlamak isterseniz Özbekistan'a gitmeden önce bilmeniz gerekenler yazısı iyi bir başlangıç olur.
Hive'yi gezmek için en ideal dönemler ilkbahar (nisan-mayıs) ve sonbahardır (eylül-ekim). Bu aylarda hava ılıman olur, İçan Kale'nin sokaklarında rahatça dolaşır, gün boyu yorulmadan gezersiniz.
Harezm bölgesi çöl ikliminin etkisinde olduğu için yaz ayları, özellikle temmuz ve ağustos oldukça sıcak geçebilir; öğle saatlerinde açık alanda dolaşmak yorucu olur. Yazın giderseniz gezileri sabaha ve akşamüstüne bölmek en akıllıcası. Kış ise sakin ama soğuk olabilir; buna karşılık karlı surlar bambaşka bir güzellik sunar. Her mevsim fotoğraf için en iyi saatler yine sabah erken ve gün batımıdır. Mevsimlere göre ayrıntılı karşılaştırma için Özbekistan'a ne zaman gidilir yazısına göz atabilirsiniz.
Hive, Taşkent-Semerkand-Buhara hattına göre biraz daha batıda, uzakta kaldığı için ulaşımı çoğu kişi merak eder. En pratik yol, Hive'nin hemen yanındaki Ürgenç şehrini kullanmaktır. Ürgenç'in bir havalimanı var ve Taşkent'ten buraya iç hat uçuşlarıyla kolayca ulaşabilirsiniz. Ürgenç ile Hive arası ise sadece yarım saatlik bir yol; kısa bir transferle surların önünde olursunuz.
Bir diğer keyifli seçenek trendir. Taşkent'ten kalkan gece trenleri ile uyuyarak Harezm bölgesine ulaşabilir, sabah dinlenmiş olarak Hive'de güne başlayabilirsiniz. Buhara'dan Hive'ye ise çöl manzaralı bir kara yolu uzanır; yaklaşık birkaç saatlik bu yolculuk, İpek Yolu'nun boşluğunu ve genişliğini hissettiren güzel bir deneyimdir. Paket turlarda Hive genellikle özel araç veya transfer planıyla rotaya eklenir, böylece ulaşımı hiç dert etmezsiniz. Kapadokya bölgesinden katılacaksanız Kayseri, Nevşehir ve Konya havalimanlarından Özbekistan turu rehberi işinizi kolaylaştırır.
Elinizde tek bir gün varsa üzülmeyin, Hive küçük olduğu için özünü rahatça görebilirsiniz. İşte deneyip herkese önerdiğim akış:
Sabah: Ata Darvaza Kapısı'ndan İçan Kale'ye girin. İlk durağınız Kalta Minor olsun, ardından Muhammed Amin Han Medresesi ve Kuhna Ark Sarayı ile devam edin. Kuhna Ark'ın terasından şehrin sabah manzarasını izleyin.
Öğle: Ahşap sütunlu Cuma Camii'ni ve Pehlivan Mahmud Türbesi'ni gezin. Yakındaki yerel bir restoranda şivit oshi ya da Özbek pilavı ile karnınızı doyurun.
Öğleden sonra: İslam Hoca Minaresi'ne tırmanıp şehri kuşbakışı görün, sonra Taş Havli Sarayı ve Alla Kuli Han Medresesi'nin çini detaylarını keşfedin.
Akşam: Günü İçan Kale sokaklarında yürüyerek kapatın. Gün batımında Kalta Minor ve surların çevresinde olun; ışık altın rengine döndüğünde çekeceğiniz fotoğraflar bu geziden geriye kalacak en güzel hatıralar olacak. Bir çay eviyle günü noktalayın.
İki gününüz varsa şehri hiç acele etmeden, tadını çıkara çıkara gezebilirsiniz.
1. Gün – İçan Kale'nin Ana Durakları: Ata Darvaza'dan girin; Kalta Minor, Kuhna Ark, Cuma Camii, Pehlivan Mahmud Türbesi ve İslam Hoca Minaresi ile şehrin kalbini gezin. Akşamı İçan Kale sokaklarında yürüyerek ve gün batımı fotoğrafları çekerek kapatın.
2. Gün – Saraylar, Çarşılar ve Detaylı Keşif: Taş Havli Sarayı ve Alla Kuli Han Medresesi ile başlayın, Palvan Darvaza'yı görün. Ardından el sanatları atölyelerinde dolaşın, surların dışındaki Nurullaboy Sarayı'nı keşfedin. Günü yerel bir lezzet molası ve gün batımı fotoğraf noktalarıyla tamamlayın.
Hive'nin masalsı sokaklarında doyduktan sonra rotanız büyük ihtimalle çöl yolundan Buhara'ya uzanacak. Sokakları açık hava müzesi gibi olan Buhara'da gezilecek yerler yazısıyla bir sonraki durağınıza hazırlanabilirsiniz. Ardından İpek Yolu'nun tacı Semerkand geliyor; Registan Meydanı'nın nefes kesen medreseleri için Semerkand gezilecek yerler rehberini mutlaka okuyun.
Ülkenin genel bir haritasını çıkarmak isterseniz Özbekistan'da gezilecek yerler rehberi bütün şehirleri bir arada anlatıyor. Tüm bu şehirleri tek bir organizasyonla, konaklama ve ulaşım derdi olmadan görmek isterseniz Özbekistan turları sayfamızdaki hazır programlara göz atabilir, çıkış şehrinize uygun seçeneği bulabilirsiniz.
Hive, Özbekistan'ın batısında, Harezm bölgesinde yer alır. Taşkent, Semerkand ve Buhara hattına göre daha batıda kaldığı için genellikle Ürgenç üzerinden ulaşılır.
En pratik yol, hemen yanındaki Ürgenç şehrine iç hat uçuşuyla gidip oradan kısa bir transferle Hive'ye geçmektir. Taşkent'ten gece treni veya Buhara'dan çöl yolu ile kara ulaşımı da mümkündür.
Hızlı gezenler için 1 tam gün yeterlidir. Ancak akşam ve sabah atmosferini yaşamak isteyenler için 1 gece 2 gün çok daha keyiflidir.
Evet. İçan Kale küçük ve kompakt olduğu için ana durakları tek günde rahatça görebilirsiniz. Ama şehrin ruhunu tam hissetmek isterseniz bir gece kalmanızı öneririm.
İçan Kale'nin içindeki veya hemen dibindeki butik oteller en keyifli seçenektir. Daha ekonomik konaklama için surların dışındaki oteller de yürüme mesafesindedir.
Özbek pilavı, samsa, mantı, lagman ve şaşlık başlıca lezzetlerdir. Hive'ye özel olarak, dereotuyla yeşile boyanan el yapımı erişte şivit oshi mutlaka denenmeli.
En ideal dönemler ilkbahar (nisan-mayıs) ve sonbahardır (eylül-ekim). Yaz çok sıcak, kış ise soğuk ama sakin geçer.
Kesinlikle. İçan Kale tamamen yürüyerek gezilir; gezilecek yerlerin neredeyse hepsi birbirine yürüme mesafesindedir.
İçan Kale (Itchan Kala), Hive'nin surlarla çevrili tarihi iç şehridir ve UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Şehrin gezilecek yerlerinin büyük kısmı bu surların içindedir.
İkisi de farklı güzelliklerdir. Hive daha kompakt, surlu ve masalsı; Buhara ise daha yayılmış ve mistik bir atmosfere sahiptir. En doğrusu ikisini birlikte görmektir.
Kesinlikle evet. Biraz yol zahmeti gerektirse de, Hive Özbekistan rotasına eşsiz bir karakter katar ve turu tamamlar. En iyi korunmuş tarihi şehirlerden biri olduğu için görmeye değer.
Buhara'dan Hive'ye çöl manzaralı bir kara yolu uzanır. Birkaç saatlik bu yolculuk özel araç veya transferle yapılır; turlarda genellikle bu güzergah planlı biçimde eklenir.
Türk vatandaşları için Özbekistan'a giriş oldukça kolaydır. Güncel şartları Özbekistan'a vize gerekli mi yazısında bulabilirsiniz.
Hive, Özbekistan gezisinde biraz yol zahmeti gerektirse de, surların içine adım attığınız anda bu zahmete fazlasıyla değdiğini hissettiren özel bir şehirdir. İçan Kale'nin dar sokaklarında yürürken kendinizi modern bir şehirde değil, eski bir İpek Yolu masalının içinde bulursunuz. Ona hak ettiği zamanı ayırın; Hive gerisini kendisi anlatacak.
Taşkent, Semerkand, Buhara ve Hive'yi kapsayan güncel Özbekistan turlarımız, çıkış şehri seçenekleri ve fiyatları için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. İyi yolculuklar dileriz.
Zeyvona Travel Markası